GoldHacks.HareketForum.Net [Hack Sitesi]

Sitemizdeki İçeriklerden Faydalanmak İçin ;

-Oyun Hileleri
&
-Oyun Downloadları İle Yararlanmak(Faydalanmak) İçin

TIKLA

En iyi güncel hack sitesi !

Similar topics

    Giriş yap

    Şifremi unuttum

    En son konular

    » Wall Hack Gibi Program Mermi Sekmiyor[CS 1.6]
    Ptsi Nis. 06, 2015 5:08 am tarafından tornado1988

    » Wolfteam Resim Değiştirme
    C.tesi Ekim 11, 2014 5:51 am tarafından MaTrAx

    » Yeni - Wolfteam Sniper Hack/Hilesi | Zoomsuz Adam Öldürün
    C.tesi Ekim 11, 2014 5:47 am tarafından MaTrAx

    » Yeni Sitemiz "www.warezcim.net"
    Cuma Eyl. 13, 2013 7:21 pm tarafından Gizli*Silah

    » Wolfteam Win7 Envanter hack CALISIYOR
    C.tesi Mart 16, 2013 8:50 pm tarafından dayday03

    » Hack Yapmak İsteyenlere Ders 2
    C.tesi Mart 16, 2013 6:39 pm tarafından my266my

    » 12784 Adet Clan Simgesi [GoldsHacks Patladı Gitti]
    Ptsi Şub. 11, 2013 5:27 am tarafından lalakori

    » Counter Strike 1.6 Online sXesiz WaLL Hack 22.03.2011 [Jail Break Ve sXesiz] Bölümlerde Çalışır...
    Perş. Şub. 07, 2013 8:24 am tarafından kadir39

    » WolfTeam 26.06.2011 Her Kampta Hile Açma
    Salı Ocak 29, 2013 8:12 pm tarafından buraka12

    En iyi yollayıcılar

    Max Payne (497)
     
    cancin12 (260)
     
    YuNuSo65€ (159)
     
    penqucuq (122)
     
    emre5056 (101)
     
    LasTDarK (101)
     
    Danger (97)
     
    @ANIL@ (72)
     
    Gizli*Silah (72)
     
    rapking52 (47)
     

    Kimler hatta?

    Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

    Yok


    [ Bütün listeye bak ]


    Sitede bugüne kadar en çok 61 kişi Çarş. Eyl. 07, 2016 9:50 am tarihinde online oldu.

    Haftanın en aktif yollayıcıları

    Bedava Lig Tv İzle Facebook


      Goldhack sitesine ait oyun arşivi

      Paylaş
      avatar
      Danger
      Başçavuş
      Başçavuş

      Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı : 97
      Kayıt tarihi Kayıt tarihi : 15/10/10
      Cinsiyet Cinsiyet : Erkek
      Nereden Nereden : Kocaeli
      Takım Takım : Beşiktaşlı

      Score
      Altın Altın: 50
      Para Para: 50
      Başarı Seviyesi Başarı Seviyesi:
      100/100  (100/100)

      Goldhack sitesine ait oyun arşivi

      Mesaj tarafından Danger Bir Paz Ekim 31, 2010 9:10 pm



      Transformers: War for Cybertron oyunculara ırkın hayatta kalıp kalmayacağını belirleyecek son savaşta bir TRANSFORMERS karakteri olup mutlak silaha dönüşme şansını veriyor. Çeşitli yüksek teknolojili ölümcül silahlar ve her an robottan taşıta dönüşebilme becerisiyle oyuncular, savaşlarla yıpranmış TRANSFORMERS gezegeninde, sürükleyici bir üçüncü kişi shooter oyununda, havada ve karada kalbi zorlayan savaşlara girecek.

      Multiplayer modlarıyla komple bir oyun olan Transformers: War for Cybertron oyunculara öykü görevlerini istedikleri zaman girip çıkabilecekleri şekilde arkadaşlarıyla birlikte oynama olanağı tanıyor. Oyuncular ayrıca dört farklı karakter sınıfından ve çok sayıda silah, yetenek ve özellik arasından seçim yaparak yarattıkları kendi TRANSFORMERS karakterlerini rekabetçi multiplayer modlarına taşıyarak rakip oyuncularla kozlarını paylaşabiliyor.



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]


      ==============================

      Singularity-RELOADED




      İkinci Dünya Savaşı döneminde, Nazilerin yaptığı deneyler ve Hitler’in gizli planları, her daim ilgi çekici olmuştur. Sinema ve oyun dünyasına da kaynak olan bu konu, Wolfenstein ve Hellboy gibi yapımlarla insanlara sunulmuştu. Savaş alanında korkuyu asla kabul etmeyen Sovyetler ise, yürekli, ama silahlar yönünden güçsüz bir devlet olarak gözüküyordu. Peki gerçekten öyle miydi? Activision tarafından ilk kez E3 2008’de gösterimi yapılan Singularity, alternatif gerçekliğe dayanan ve kesinlikle kaliteli olmaya aday bilimkurgu türünde bir FPS oyunu.

      Sovyet ordularının başındaki en önemli isim Stalin, dünyanın kaderini değiştirebilecek silahlar üzerinde çalışmalar yapılmasını emretti ve Sovyetlere ait bir adada çalışmalara başlandı. Fakat beklenilen yönde aşama kaydedilemedi ve deneyler başarısızlıkla sonuçlandı. Nükleer bir yıkıma sahne olan bu durum, örtbas edilmeye çalışıldı ve yıllarca şüphe oklarının Rusya’ya çevrilmesine neden oldu…

      Maceraya 2010 yılında başlıyoruz. Bundan 60 yıl önce Sovyetlerin yürüttüğü deneyin sonuçları, radyoaktif etkiler oluşturmaktadır. Amerikan hava donanmasına mensup Nate Renko isimli pilot, bu bölgenin keşfi için görevlendirilir, fakat oluşan belirsiz hava akımları sonucu adaya düşer. Singularity’de Renko’yu yönetmekle yükümlüyüz. Karakterimiz, kaza sonrası kendisine geldiğinde, kendisini Sovyet kalıntılarıyla dolu bir hangarda buluyor ve sol elinde daha önce hiç görmediği bir cihaz fark ediyor; TMD (Time Manipulation Device). Bu silahtan kısaca bahsedersek, bugüne dek birçok oyunda gördüğümüz özellikleri bir araya getirdiğini söyleyebiliriz. Karşımızdaki düşmanlarımızı dondurabilecek, onları yakabilecek veya tutup çok uzaklara fırlatabileceğiz. Yeri gelecek koruma kalkanı oluşturabilecek, uzaklardan kendimize doğru bir varil çekebilecek, sonra onu yaratıklara savurabileceğiz. Devasa bir konteynır gördük diyelim, bu kez onu taşıyan dayanaklarını alarak düşmesini sağlayabilecek ve altında olan herkesi öldürebileceğiz. Hatta silahlardan çıkan mermileri bile kontrol edebilecek, gideceği noktaları belirleyebileceğiz. Half-Life’taki Gravity Gun ile Bioshock’taki bir takım özellikler bir araya getirilmiş diyebiliriz.

      Katorga-12, üzerinde yer aldığımız gizemli adanın ismi. Radyoaktif dalgalar neticesinde doğanın dengesinde değişiklikler meydana gelmiş ve burada çalışan insanlar da acı çekerek ölmüştür. Amacımız ise, henüz haberdar olmadığımız gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak ve bu adadan kaçabilmek. Tabii ki bu o kadar da kolay olmayacak. Karşımıza Sovyet askerleri, çıldırmış bilim adamları ve devasa yaratıklar çıkacak. Yapımın en güzel yönü, işte tam burada devreye giriyor. Oyundaki düşman ve mekânlar, zaman faktörüne göre değişiklikler gösterecek. Şöyle ki; Singularity, 2010 ile 1950 yılı arasındaki zaman dilimini kapsıyor. TMD, birçok özelliği bulunan bir silah olduğu gibi, zamanda yolculuk yapmamıza da imkân tanıyor. Macera boyunca sürekli zaman değiştireceğiz. 1950 yılında, henüz çalışır durumda olan bir tesise, 2010 yılında tekrar uğradığımızda paslanmış cihazların, cesetlerin ve sessizliğin hâkim olduğunu göreceğiz. Yıllar öncesinin Sovyet askerleriyle, zamanın silahlarıyla mücadele ederken, günümüz teknolojisine adım attığımızda daha gelişmiş silahlara sahip olacağız. Hem eski, hem yeni halleriyle. Tabii ki düşmanlarımız da değişecek.



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

      ==============================

      ==============================

      Prince Of Persia The Forgotton



      Bundan tam beş yıl önce, The Two Thrones ile yollarımızın ayrıldığı Prince, yaklaşık birkaç hafta sonra geri dönecek ve 2008'deki faciayı ciddi anlamda unutturacak. Kiminiz sevdi, biliyorum ama 2008 yılında piyasaya çıkan Prince of Persia'daki Prince, bizim bildiğimiz, tanıdığımız Prince'ten çok uzak bir tipti, adeta bir Amerikan komedi filmi karakterinden farksızdı. Şimdiyse serinin zirve yaptığı 2003 - 2005 yılları arasındaki üçlemenin ara dönem bir üyesi hazırlanıyor ve "gerçek" Prince geliyor. Oyunun hikayesiyse The Sands of Time ile Warrior Within arasında geçiyor.
      Elimizdeki test versiyonunda karşımıza çıkan Prince, 2008 yılındakine göre çok daha karizmatik ve serinin temasını çok daha iyi yansıtan bir karaktere sahip. Direkt olarak aksiyonla başlayan ilk bölümde hem düşmanları nasıl alt edebileceğimizi, hem de Prince'in akrobatik yeteneklerini nasıl kullanabileceğimizi öğreniyoruz. Düşmanlarla olan dövüş sahnelerinde Kare / X tuşuna basarak direkt kılıç sallamak en basit seçenek ama Çarpı / A tuşuyla düşmanın üstüne zıplamak ve Üçgen / Y tuşuyla düşmana tekme atmak gibi seçenekler de var. Özellikle kalkana sahip ve savunması güçlü düşmanlara kılıcımızın keskinliğini tattırmak için ilk önce bir tekme savurmamız gerekiyor.


      Tekmeyle yere düşen düşmanlara saldırdığımızdaysa etkileyici sahneler çıkıyor ortaya. Bunun bir benzeri de düşmanların üstüne zıplayıp atağa geçtiğimizde gerçekleşiyor. Zaten karşımıza çıkan ilk boss'u öldürmenin en iyi yolu da önce onun üstüne atlamak, sonrasındaysa kılıcı sırtına saplamak. Tabii ki bunu yapabilmek için onu sersemletmek gerekiyor ki bu da benzer oyunlarda sık sık kullanılan taktikleri hayata geçirerek gerçekleşiyor. Hem boss'ların hamlelerinden, hem de kalabalık düşman gruplarından kaçmak için Daire / B tuşuna basabiliyoruz.
      Oyunun aksiyon tarafını bir kenara bırakırsak, bölümler boyunca ilerlerken ta Amiga'daki Prince of Persia havasını aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Özellikle nostaljik versiyondaki tuzaklarla karşılaşmak (Yavaş yürüseniz de bıçaklar çıkacak, sakın aldanmayın!), oyunda uzun süre tebessümle ilerlememe vesile oldu. Tabii ki yeni ve zorlu tuzaklar da var oyunda ve bu tuzakların olduğu sahneler, zaman zaman Tomb Raider'daki benzer sahnelerin tadını almamı sağladı; özellikle de yıkıntılardan atlarken sallanan tuzaklardan korunmaya çalışırken. Bazı tuzaklardan kaçınmak veya bazı noktalara ulaşmak içinse R2 / RT tuşuyla duvara tırmanabiliyoruz.

      The Forgotten Sands'i oynarken, oyunun en önemli iki ekstra özelliğini de bol bol kullanıyoruz. R1 / RB tuşuna basarak zamanı geri alabiliyoruz ki ilk başta platformlardan sık sık aşağıya düştüğüm için bu özelliğe sık sık başvurduğumu söyleyebilirim. Tabii ki zamanı geri almanın da bir sınırı var ve bu sınır sol üstte gösteriliyor. Geri alma olayınınsa şöyle bir özelliği var: İstediğimiz zaman R1 / RB tuşuna bir kez basıp sahneyi geri alabiliyoruz ya da tuşa basılı tutarak istediğimiz kadar (Bunun da bir sınırı var tabii ki.) geri sarabiliyoruz sahneyi.
      Oyunun bir diğer ekstra özelliğiyse zamanı durdurmak. Aslında burada bahsettiğim "zamanı durdurmak" kavramı, tam olarak her şeyin durması anlamına gelmiyor. Yine oyunun platform yanıyla birleştirilen su kaynaklarını, L2 / LT tuşuyla dondurup birer platform öğesine çevirebiliyoruz. Belli bir süre su kaynaklarını dondurarak sağa sola tırmanmayı kolaylaştırmak oldukça eğlenceli ama aynı etkiyi düşmanlara yansıtamıyoruz ne yazık ki. (Su donar, düşman donmaz!) Ama şöyle bir taktik uygulamak mümkün: Şelale tarzı su akıntılarını dondurarak, düşmanla aranızda duvar örebiliyorsunuz; bu da size hücum ve savunma açısından biraz zaman kazandırıyor.


      2008 yılında piyasaya sürülen son oyunda bulmaca namına yeterli içeriğe yer verilmediğini söyleyenler olmuştu ve eminim ki bu kitle yeni oyundan bir hayli memnun kalacaktır. Dövüş ve platform öğelerini geride bıraktıktan sonra, bu kez de bulmacalar karşılıyor Prince'i. Çevrilmesi gereken dev çarklar, gitmemiz gereken yol konusunda bize yardımcı olacağı için saksıyı çalıştırmak ve yolu açmak gerekiyor. Bazı bulmacaların sonucuysa bize düşman olarak geri dönüyor. Ayrıca platformlar arasında nasıl geçileceği, ne zaman duvardan yürünüp ne zaman tutulacak bir şeye atlanacağı da birer bulmaca unsuru olarak değerlendirilebilir.
      Zaman zaman platform öğelerinin savaşın çok önüne geçtiği oyunda son olarak bir upgrade sisteminin var olduğunu söyleyebilirim ama ne yazık ki elimizdeki versiyonda bu seçenek ekranda belirmesine rağmen aktif olmuyor. Muhtemelen bu upgrade sistemi, Prince'in fiziksel gücüyle diğer ekstra güçlerinin süresini uzatacaktır.



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
      ==============================

      Dark Sector


      Oyun çıkmadan önce yayınlanan videolarında görünen keskin bir metal vardı adı Glaive. Bu oldukça eğlenceli bir alet bunu kullanarak saldırabiliyor, uzaktaki aletleri toplayabiliyor ve güç darbelerine yardımcı olması için elektiriğin veya ateşin içine fırlatabiliyoruz.

      Dark Sector’u diğer benzeri oyunlardan ayıran en büyük özellik oyunun harika bir kurguya sahip olması ve hatasız çalışması. İlk başlarda Glaive çok kullanışlı gibi gelmeyebilir ancak daha sonra yeteneklerini geliştirdiğimizde onu oldukça etkili olarak kullanabiliyorsunuz ki bu da oldukça işimize yarıyor.

      Dark Sector’un bir diğer güzel özelliği ise görüntüler, çok fazla fiziksel veya arka plan beklentisine girmeyin ancak genel doku kalitesi kesinlikle muhteşem. Teknik açıdan bakarsak sınıfının en iyisi demek yalan olmaz.Artistik açıdan bakılırsa çok özel sayılmaz. Kötü görünmüyor ve oynaması oldukça keyifli . Bilim kurgu silahları ve canavarlar tıpkı robotlar ve zombilere benziyorlar.

      Oyun boyunca dalga dalga gelen düşmanlara karşı savaşıyoruz bazen de büyük patronlarla veya Glasive’i fırlatarak çözmeniz gerek bulmacalarla karşılaşabiliyoruz. Oyun kendi tarzında genel olarak görülen bir özellik olarak çok ciddi görünüyor ama oynaması her açıdan oldukça zevkli.Aksiyon eğlenceli olsa da ortaya çıkan bazı gariplikler yok değil mesela büyük patronların güç barı olmadığından ne kadar zarar gördüğünü bilemiyoruz. Ama düşmanlarınızı nasıl öldüreceğinizi planlamak ve bunu yaparken Glaive’i kullanmak ve silahla ateş etmek oldukça eğlenceli.

      Multiplayer seçeneği adeta oyun pazarlamacıları için malzeme haline geldi. Tüm gelişmiş seçeneklerle birlikte tek kişilik oyun her türlü ek kullanıldığında yaklaşık 10-15 saat sürebiliyor fakat multiplayer olarak çok büyük beklentilere girmemenizi tavsiye ederim.



      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]




      [Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

      ==============================

        Similar topics

        -

        Forum Saati Ptsi Nis. 24, 2017 7:40 am